İlk ve son arasında kalmak: İlgisiz kalan çocuklar - Nabız Gazetesi - Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

SON DAKİKA

Nabız Gazetesi – Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

İlk ve son arasında kalmak: İlgisiz kalan çocuklar

Bu haber 30 Aralık 2023 - 19:16 'de eklendi ve kez görüntülendi.
İlk ve son arasında kalmak: İlgisiz kalan çocuklar

Bazı tavır ve davranışlar aslında daha derinde görülmeyen, görülmek istenmeyen başka durumların göstergeleridir, tabii eğer görmeyi başarabilirseniz.

Dr. Burcu Bostancıoğlu

İnsanoğlu varlığı sebebiyle ilgiyi, ilgi duyulmayı, beğenilmeyi, taktir edilmeyi, alkışlanmayı sever ve ister. Bu süreç elbette doğal olanı, olması gereken düzeyde kaldığı sürece sağlıklı olanı ifade eder. Ama aslında en sağlıklısı da kişinin kendisini ödüllendirmesi, kendisini motive etmesi, önce kendi varlığına ihtiyacı olduğunu bilmesi ve fark etmesidir. Kendini ve varlığını fark etmek, eğrisi ve doğrusu ile olduğun kişiyi kabul edebilmek demektir. Asıl olan, zor olan bu aşamada göstereceğiniz duruştur.

Kendi varlığınızın kabul edilmesi öncelikle birincil yakınlarınızın size dair destekleri, eleştirilerinin ne denli yapıcı olduğuyla, gösterdiği sevgi ve ilgisiyle, ama en önemlisi de eşitlikçi bir yaklaşım içerisinde bulunmasıyla başlar.

Ailede üç çocuk var ise, ilk çocuk erkek ve annenin ilk göz ağrısıysa, son çocuk da babanın ayrıcalığı ile altı çiziliyor ve fark ettirmeden ‘ayrı’ bir sevgi ile destekleniyorsa, ortanca kardeş ise kardeşlerinin gölgesinde kalmış hissediyorsa, ilk ve son arasında kalıp kendisine düşen sevgi kırıntıları ile idare ettiğini düşünüyor ve yaşam içerisinde geçirdiği en önemli dönemlerini böyle hissederek geçirdiğini vurguluyorsa ve yaşamının ileriki dönemlerinde büyük bir ilgi açlığı yaşıyor ve bu açlık ile hataya açık bir pozisyonda duruyorsa işte o zaman savunma mekanizmasının bazı boşlukları doldurması için oluşturacağı tepki ile karşı karşıya kalmak kaçınılmazdır. Bu tepki önce anne ve babasının ilgisini çekebilmek adına yapacağı ufak tefek bilinçli yanlışları, sonra sosyal çevresinde ‘en’ olmak için doyumsuz bir ilgi sömürüsü için yakışmayacak davranışları ve aslında içinde ufak ufak açtığı, kazarak büyüttüğü sevgi açlığını dolduracağını düşündüğü, hayatına aldığı kişinin o boşluğu bambaşka hedefleri ile doldurmaya çalışacağı gerçeği ile karşı karşıya bırakacaktır kişiyi.

“Kendimi değerli hissetmek için yaptım aslında ne yaptıysam. İlgiyi alakayı kim sevmez? Sosyal medyada bile beğeni almak çok önemli değil mi bazı insanlar için? Hepimizin ortak durduğu alan değil mi bu taktir edilmek? İşin aslı desteklendiğini, taktir edildiğini, sevildiğini ve ilgi gördüğünü hissedince uzun zaman sonra, vazgeçemiyorsun, daha fazlasını istiyorsun, benim için işin özeti bu galiba. Peki bu durumun tek suçlusu ben miyim?” diye pişmanlığını örselemeye çalışan, yaşadıklarını mantıklı bir açıklamaya büründürmeye çalışan genç bir kızdı A.D.

Kurduğu cümledeki en önemli kısım zaman vurgusuydu sanırım, aslında tüm süreci açıklayacak, sürecin sorgulanmasını sağlayacak, sorumlulukları sorumlularına dağıtacak olan kısım “uzun zaman sonra” kısmı… Neye göre uzun zaman sonra, kime göre aslında? Yapılan hatalarda bir başkasını suçlamak, bu ya da şu sebeple oldu diye sorumlu göstermek elbette yanlış olanıdır, doğrusu davranışı kabul etmek, gerçekçi çözümlerle doğruyu yakalamaktır elbette. Ama yanlışa götüren tetikleyici unsurlarında bulunması, göz önünde bulundurulması, hızlı ve verimli bir sonuç elde edebilmek için önemlidir.

Ebeveynlerin bilinçsizce ilgi ve sevgilerini bir kişiye yönlendirmeleri -ki bunun bilinçsizce olduğunu düşünmek ve buna inanmak istemek içerisindeyim- bunu fark etmemeleri, ama daha da önemlisi bu farkın farkındalığına ulaşmış diğer evladın süreç içerisinde nasıl etkileneceğini görmemeleri kişilerdeki ilk ufak yaraların açılmasına sebep olmaktadır.

‘O daha zayıf diye, o daha küçük diye ya da o senin gibi değil daha içine kapanık diye’ gibi yapılan yanlış davranışın açıklamasını içeren gerekçeler aslında kişilerin bilinçaltlarına dair atılan küçük çentiklerden başka bir şey değiller.

İşte bu atılan çentiklerin açtığı derin yaralarla içsel mücadelesini sürdüren A.D. ortanca çocuk olarak arada bırakılmanın, öncesindeki ve sonrasındaki kişinin farklı sevilmesinden kaynaklanan gerekçelerinden çıkarttığı tüm eksileri kendisinde toplamış, yaşamının birçok alanında ayrıcalıklı olduğunu göstermek için, ilgi görmek için, gerçekten sevildiğini hissetmek için yanlış bir birliktelik yaşamanın bedelini sağlığı ile ödemek durumda kalmadan bir araya getirilmemiz, bu süreçteki en büyük tesellimiz olsa gerek.

İlk ve son çocuklarını gerekçelendirmeleri ile (!) seven ebeveynlerinin ‘o’ gerekçelerini kendi içinde barındırmıştı A.D. bir süre sonra. O ilgi ve beğeni görmek için çırpınan genç kızdan zayıf, silik ve içine kapanık bir hale bürünmesi ebeveynlere alarm zillerinin çalmasına sebep olmuştu.

Özellikle bu tip travmatik durumlarla şekillenen hastalık süreçlerinde ilaçla tedaviden daha önemlidir kişinin beynindeki yanlışların giderilmesi ve yok edilmesi. Bilinç altında biriktirilen bu negatif düşüncelerin temizlenmesi beynin ve dolayısıyla vücudun arınması için gerekliliktir.

Tüm tedavilerin merkezinde sevgi ve birlikteliğin gücü yatar, en hızlı iyileşmeye de sebeptirler.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA