Çernobil Unutulur mu? - Nabız Gazetesi - Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

SON DAKİKA

Nabız Gazetesi – Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

Çernobil Unutulur mu?

Bu haber 03 Ocak 2021 - 11:57 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Çernobil Unutulur mu?

 Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu 26 Nisan 1986 tarihinde nükleer faciayi unutmadı.
” büyük 
Çenobil ve Fukişima Nükleer Kazalarından Ders Almayanlar Doğal, Kültürel ve Yaşamsal Varlıkları Katlediyor” diyen Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu günün anlamıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Çernobil Unutulur mu?

Hepimizin ‘Çernobil Faciası’ olarak bildiği, Ukrayna’nın Çernobil kentindeki Nükleer Enerji Reaktörünün 26 Nisan 1986’da patlamasıyla, büyük bir nükleer facia yaşandı.

Adına ‘radyasyon’ denen ‘ölüm bulutları’, tüm canlılar ve gelecek nesilleri, doğal yaşamı tehdit ederek, ölümcül sonuçlar doğurdu.

Yani 31 yıl önce bugün, ‘insan’ denen doğal varlık, bu kazayla kendi kendine ölüm kustu!

Dünyanın çeşitli bölgeleri ve ülkemizde hazırlanan Bilimsel Raporlara göre ‘Çernobil Faciası’nın bu ölümcül etkileri hala canlı yaşamı olumsuz şekilde etkiliyor!

Hala Öldürüyor!

Son 15-20 yılda özellikle Doğu Karadeniz’in hemen her evinde Çernobil’in etkileriyle kanser ölümleri yaşanıyor, hastalıklar çoğalıyor, çocuklar sakat doğuyor. İnsanlar, neredeyse grip olur gibi kansere yakalanıp, mücadele ederken, Çernobil’i unutabilir mi?

Bu facianın yaşattığı felaket hala insanlarımızın genleriyle oynamaya devam ediyor!

İnsanlarımızı ‘enayi-aptal’ yerine koyan, yaşamı umursamadan, gerçekleri saklayarak, bilim ve hukuku baskı altına alan siyasiler, kamu yöneticileri ve bilim insanlarını da unutmadık, unutmayacağız!         

31 yıl önceki facia sonrası uyarı ve tepkilere kulak asmayan, gerçek dışı rapor ve açıklamalara imza atıp, bizi yanılttığını sananları da unutmadık! İsimleri, söyledikleri, pozları, yalanları ve sahte raporları aklımızda ve arşivlerimizde çivi gibi çakılı duruyor.

Bugün de aynı anlayış, aynı kafa, aynı vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinlik devam etmektedir!

Hala Çernobil’in bu etkilerini saklayarak, ülke ve bölgemizdeki kanser olaylarındaki artış ve çeşitliliğin,  ‘psikolojik’ sonuç ve farklı etkenlere bağlanması, aynı aldatmacanın devam ettiğinin en açık göstergesidir!

Fukuşima’dan Ders Çıkmaz mı?

Bundan 6 yıl önce, Mart ayında, Fukuşima’da yaşanan benzer nükleer facianın etkileri hala insanlar üzerindeyken; Dünyanın birçok ülkesi nükleer projelerden vazgeçerken; ülkemizde nükleer tesisleri dayatma konusunda yaşanan gelişmeler, bu vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinliğin dışa vurumudur.

Bu dayatmacı ve nükleer santralleri ‘evdeki tüp gaz’ boyutuna indirgeyen zihniyet, Sinop’tan Mersin’e ve Trakya’ya kadar doğal yaşam alanlarımıza nükleer santral yapmak için direnip savunmakta; kamuoyunu yalan ve aldatmacalarına inandırmaya çalışmaktadır.

Erivan’daki Nükleer Tehlike!

Bütün bunlara karşın, ülkemiz ve bölgemizin hemen yanı başındaki Çernobil benzeri, Erivan’daki Metsamor Nükleer Santralini de aynı tehlikeli sonuç beklemektedir.

Yıllardır, patlamaya hazır pimi çekilmiş bir bomba gibi, ülkemiz ve yaşam alanlarımız sınırlarındaki Metsamor Nükleer Santralindeki sızıntılar, Doğu Bölgelerimizde etkisini göstermiş ve tehlike boyutunda ölçümler yapılmıştır.

Yaşam Alanlarına Topyekûn Saldırı!

Bu tehlike de göz ardı edilerek, hiçbir önlem alınmazken; yaşamın vazgeçilmezi sularımız, derelerimiz, vadilerimiz, doğa ve bütün bunların ayakta tuttuğu, var ettiği yaşam alanlarımız, siyasi iktidarların öncülüğünde yerli ve uluslararası şirketlerin topyekûn saldırılarıyla karşı karşıyadır.

Doğu Karadeniz başta olmak üzere, yurdun bütün bölgelerindeki doğal yaşam alanlarına geri dönüşümsüz zararlar verip yaşamı tehdit eden Hidroelektrik Santrallerin (HES’ler) durumu da, bizim için Çernobil, Fukuşima ve Metsamor’dan farklı değildir!

Enerji adı altında sürdürülen paylaşım hesapları bu kez HES’ler üzerinden yaşamı tehdit edip; sularımız, vadilerimiz ve derelerimiz, kısacası tarihi, sosyal ve kültürel değerlerimizi koruduğumuz doğal yaşam alanlarımız rant ve çıkar hesapları ile yağmalanmaktadır.

HES ve nükleer santraller yanında termik santraller, maden aramaları, taşocakları ve sanayi atıklarıyla doğal yaşam alanları zehirleniyor, ciğerlerimiz gibi koruduğumuz ormanlarımız, alın terimizle üreterek var ettiğimiz meralar ve tarım alanlarımız yağmalanıyor. Yaşam alanlarımıza dayatılan HES’ler için yargı kararları, halk tepkisi, bilimsel rapor ve uyarılar dikkate alınmıyor, yok sayılıyor.

Yüksek Gerilim Tehlikesi!

Projelendirme aşamasından, yapım çalışmalarına ve üretim aşamasına kadar verdiği geri dönüşümsüz zararların yanında, üretim aşamasındaki yüksek gerilimli enerji iletim hatları ile de canlı yaşamı olumsuz yönde etkileyen bu projelerin etkileri, Çernobil’in etkilerini aratmayacaktır!

Yıllardır uyarılarımıza karşın, HES’lerdeki ‘yüksek gerilimli’ enerji nakil hatları, üretilen enerjinin ulusal ağa aktarılması için oluşturulacak şalt sahaları ve yüzlerce kilometreyi bulan, yaylalarımızı, tarım alanlarımızı, yaşam alanlarımızı ve hatta kentlerimizi sarmalayacak yüksek gerilim hatları görmezden gelinmektedir!

Oysaki bu tesisler ve yüksek gerilim hatlarının, Çernobil benzeri kanser vakalarının tetikleyicisi olduğu hazırlanan çeşitli bilimsel raporlarla defalarca ortaya konmuştur!

Mücadeleye Devam…

Sözde enerji açığı bahaneleriyle geliştirilen bu tür rant projeleriyle ülkemizin tüm akarsuları, yeraltı ve yerüstü varlıkları sermayenin, vahşi kapitalizmin hizmetine sunuluyor.

Siyasi iktidar, süreci hızlandırmak için bütün hukuksuzluklar ve yasa tanımazlıkların yanında yasaları değiştiriyor, yöre halkı ve şirketler arasında devam eden mücadelede şirketlerin yanında saf tutup, halka sırtını döndü. Köylülerimize biber gazı, cop ve tazyikli sularla saldırılıp, ‘bir avuç çapulcu’, ‘vatan sevmez’ ve ‘terörist’ yaftalamalarıyla suçlandı!

Bu zor koşullar altında bile su, toprak ve yaşam mücadelesi veren yaşam savunucuları ve köylüler teslim olmuyor. Her gün daha da güçlü bir şekilde yan yana geliyor, örgütleniyor, mücadele ediyor.

Yurtsuzlaştırılıyoruz!

HES projeleriyle, termik santrallerle, güvenlik amaçlı sınır barajlarıyla, nükleer santrallerle, maden aramaları ve taşocaklarıyla; elektrik, mera, kıyı ve orman kanunlarıyla, yeşilimizi katledecek aslında ‘Yeşil Yok’ olan ama adına ‘Yeşil Yol’ denilen çeşitli projelerle insanca yaşam hakkımız elimizden alınarak, hayatlarımız sermaye sahiplerinin insafına teslim ediliyor. Atalarımızın, dedelerimizin yüzyıllardır koruyup kolladığı, bizlere gelecek nesillere aktarmak üzere emanet ettiği yaşam alanlarımızdan göçe zorlanarak yurtsuzlaştırılıyoruz.

Gıdalarımızın genleriyle oynadıkları gibi doğal yaşam alanlarımız, vadilerimiz, yaylalarımız, derelerimiz ve yaşamlarımızın; yasaların, hukuk ve demokrasinin de genleriyle oynayarak vahşi kapitalizmin tüketime endeksli rant hesaplarına zemin hazırlıyorlar!

Yeni Facialar Yaşanmasın!

Ve biz, bütün bunların karşısında bilime dayalı, akılcı ve insancıl yaşam hakkımız olarak, doğal yaşam alanlarımıza verilmek istenen geri dönüşümsüz zararları önlemek için HES projeleri başta olmak üzere bütün bu projelere karşı demokratik ve hukuksal mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Ülkemizde yeni Çernobil ve Fukuşimalar yaşanmaması; Erivan’daki tehlikeye bir kez daha dikkat çekerek derelerimizin, vadilerimizin, sularımızın emperyalist çıkar ve paylaşım hesaplarına alet edilmemesi, suyun ticarileştirilmemesi için yurt genelindeki bütün bileşenlerimizle birlikte mücadelemizi yılmadan, dayanışma ve bütünlük içerisinde sürdürmekte kararlıyız.

Bu mücadelede aynı dili konuşarak, aynı söylemlerle paydaş mücadele verdiğimiz bütün oluşum ve topluluklarla omuz omuza olmaya devam edeceğiz!

Çernobil’in etkilerini halktan saklayan, aynı Çernobil’de olduğu gibi dayatmacı bir zihniyetle HES’leri üzerimize salan siyasileri, kamu görevlilerini, bürokrat ve sözde bilim adamlarını kınıyor ve protesto ediyoruz.

Çernobil’in etkileri ve Fukuşima’da yaşanan facialar sonucunda yaşamlarını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, hastalıkla mücadele edenlere de acil şifalar dilerken; Metsamor Nükleer Santraline bir kez daha dikkat çekiyor; Mersin’de, Akkuyu ve Sinop’ta nükleer tesislere karşı mücadele eden köylüler ve dostlarımızla birlikte dayanışma içerisinde olacağımızı bir kez daha kamuoyuna deklere ediyoruz!

Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA