İKİZDERE DİRENİÇİLERİNDEN GÜNGÖR BAŞ YAZDI: ABLUKA - Nabız Gazetesi - Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

SON DAKİKA

Nabız Gazetesi – Rize Haberleri, Artvin Haberleri,Karadeniz Haberleri,Kadın,Çevre,Bölge Haberleri,insan hakları,cinsellik,dünya,siyaset,emek

İKİZDERE DİRENİÇİLERİNDEN GÜNGÖR BAŞ YAZDI: ABLUKA

Bu haber 26 Mayıs 2021 - 20:07 'de eklendi ve kez görüntülendi.
İKİZDERE DİRENİÇİLERİNDEN GÜNGÖR BAŞ YAZDI: ABLUKA

ABLUKA
Sözlük anlamı; bir devletin, bir kentin ya da bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısını zor kullanarak kesme.
İkizdere de taş ocağı kurulmak istendiğini öğrendik ve direnişe başladık. İki yıla yaklaşacak neredeyse.
Ben de akrabalarımdan öğrendim.
Başlangıçta bir iki bilemedin üç kişi buna dikkat çekti.
İnsanlara anlattılar, anlayanda oldu anlamayanda.
Günler geçtikçe durumun içeriği belirginleşti.
Hukuk yolu ile mücadele edilmesi gerekiyordu.
Türkiye’nin çevre konularında en yetkili ve en bilgili Avukatı sayın Yakup Okumuşoğlu’na vekalet verildi.
Davamız açıldı.
İsmail Saymaz 1,5 yıl önce Eskenci deresi vadisinde yapılmak istenen taş ocağını haber yapan ilk gazetecidir, Halktv de yayınlandı.
Başından beri olayları takip ettim.
Mühendislik eğitimi almış ve işim gereği yaklaşık bu işlerle meşgul olan birisi olarak, böyle bir projenin yapılma olasılığına sıfır vermiştim.
Çorak arazi resmi kullanılarak alınmış ruhsatı mahkemeden iptal ettirdik.
Ertesi gün yeni bir firma adına başka bir ruhsatlandırma yapıldı.
İş ciddiyete binmişti.
Ne yapabilirim diye düşünüyordum.
Yazı yazmamı istediler.
Çiçili yazdım ilk önce.
Momoli geldi, Pisik geldi daha sonra çok yazı geldi.
Hiç ihtimal vermediğim proje başlayacak gibiydi.
Başka ne yapmalıyız diye düşündük. Mart sonlarında köyümüze giderek birlikte karar vermenin vakti geldi dedik.
1 Nisan da köylüler olarak toplandık. İkizdere’nin geleceğine bizler karar vermeliyiz dedik ve taş ocağı yapılmasını istemiyoruz kararını hep birlikte aldık.
20 Nisan gecesi ansızın gelmişler hiç kimse duymadı.
21 Nisan da vadimizde kepçe çalışmaya başladı.
Zamanlaması manidar.
Ramazan başlamış, herkes oruçlu, herkes İkizdere dışında.
O gün sadece bir kaç kişi vardı, hiç bir şey yapamazlar düşüncesiyle girdiler.
Karşı durduk.
İkizdere sahipsiz değildir dedik, her yerden apar topar vardık vadimize.
23 Nisan bahane edilerek ülke kapatıldı.
Yetmedi, ramazanı da bahane ederek bayram sonuna kadar tüm Türkiye’yi kapattılar.
Sadece Cengiz’in bir kaç elemanına yasak yoktu.
Ve onları koruyan yüzlerce kolluk kuvvetine.
Hunharca, vahşice doğamızı katletmeye başladılar.
Sadece doğa değil ki, bizleri de böcekler gibi gaz sıkarak, ayağının altında ezerek yok etmeye çalıştılar.
Dayandık.
Bayramdan sonra 17 Mayıs ta yasaklar kalkacak, köylülerimiz akın akın dışarıdan bizlere desteğe gelecekler diye sabrettik.
Dayandık.
16 mayıs akşamı yeni yasaklar açıklandı.
Türkiye de sadece İkizdere ilçesi için valilik 15 gün abluka kararı aldı.
İkizdere diyorum ama aslında İkizdere değil, sadece bizler yani taş ocağı olmasını istemeyenlerin evlerinin önünde barikatlar kurdular.
İlçenin hiç bir yerinde hiç bir köyünde kısıtlama yok sadece Eskenci mevkiinde var kuşatma.
Ormanlarımızdaki kesecekleri ağaçların her birine bir kaç kolluk kuvveti konuşlandırıldı.
O gün kesilecek ağaçların emniyetli bir şekilde yok edilmesi için gece gündüz nöbet tutuluyordu.
Evlerimizin olduğu bölge tam abluka altına alınmıştı.
Çöp konteyneri yol üzerindeydi, çöp atmaya gittiğimizde GBT kontrolü yapılıyordu.
Dışarıdan gelenler arazilerimize sokulmuyordu. Sadece Gürdere köylü nüfuslu olanlara izin veriliyordu.
Gelen araçların kapılarımızın önünde park etmelerine izin verilmiyor, yol üzerine park edenlere anında ceza kesiliyordu.
Şaka değil bunlar.
Kendi tapulu arazilerimizde misafirlerimiz bile olsa asla içeri girmelerine izin verilmiyordu.
Çay zamanı gelmiş.
Çaylıklarımızın dibinde yüz tane Jandarma konuşlanmış.
Çaylığımızın ötesi bizlerin tapulu malları çayırlarımız var ve ineklerimizin besin kaynağını buradan karşılıyoruz.
Gidemiyoruz.
İzin vermiyorlar.
Valiliğe kadar gidip izin alınmalıymış.
O da vermezse Cumhur Başkanından çayırlarımızdan ot biçmemiz için müracaat etmeliydik.
Meral Akşener’in geldiği gün toplanma alanımıza bizlerden başka hiç kimse alınmadı. İkizdereliler dahi alınmadı. Sadece Gürdere köylüleri alınıyordu.
Avukatımızı almadılar Avukatımızı.
Hiç bir basın mensubunu almadılar.
Bine yakın kolluk güçleri görevlendirilmiş.
İkizdere ve diğer ilçeler ve Rize ilinden yardım geliyor. Yetmiyor Trabzon dan yetmiyor Samsun’a kadar yardım geliyor.
Ne için?
Yaşam alanlarımız elimizden gidiyor.
Gelir kaynaklarımız elimizden gidiyor.
Tüm canlılarımız yok ediliyor.
Kısaca Habitatımız katlediliyor.
Bunları koruduğumuz için önlem alınıyor.
Üzerimize çullanmışlar.
Cengiz İyidere de liman yapacakmış, dolgu için taş lazımmış. Bu taşlar en iyi taşlarmış. Maliyeti de çok düşükmüş bu taşların.
Bakın maliyeti çok düşük fikrini biraz açmak istiyorum.
Limana yakın 5-15km çapında bir çok hali hazırda taş ocakları mevcut. Buralardan temin edilebilir.
Maliyeti yüksek oluyormuş, taşa para verilmesi gerekiyormuş onun için pahalıya çıkarmış diye düşünelim.
Neredeyse bine yakın devletin güvenlik güçleri Cengiz’in taş almasına, doğamızı yok etmesine, ağaçlarımızı pazarlamasına gece gündüz emniyetini sağlamasına yardımcı oluyor.
Bunlar maaş alıyorlar, çok donanımlı araçlarla gelip gidiyorlar bir dünya fazladan masrafları da oluyor.
Bu giderleri Cengiz karşılamadığı için elbette taş ucuza mal olacaktır.
Tüm güvenlik masraflarını milletçe hepimiz karşılıyoruz.
Bizleri kırsınlar diye.
Cengiz şantiyesine üç beş tane şık giyimli özel güvenlik elemanı koymuş onların giderlerini karşılıyor sadece.
Geri kalan her şeyi bizler karşılıyoruz.
21 Nisandan beri direnişimiz devam ediyor.
36 gündür abluka altındayız. Bir kaç gün kaldı yasakların kalkmasına.
Bakalım daha başka neler planlamışlar bizler için.
Kimler ne planlıyorsa planlasın.
Unutmasınlar.
Korkmuyoruz.
Sinmiyoruz.
Son taş alınana kadar direniyoruz.
Güngör Baş
26/05/2021 Tahran

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA